Kalkandelen (Tetovo) Macedonia

By

Kalkandelen, Şar Dağlarının eteğinde, Pena Nehri’nin etrafında Polog Ovası üzerinde kurulmuş olup, Üsküp’e 1.5 saat uzaklıktadır. Halkın çoğunluğu Müslüman Türklerden oluşmaktadır. Şehirde Türkçe bilmemek bir ayıp olarak görülüyor. Geleneklerine sıkı bir şekilde bağlı, komşuluk ilişkileri eskisi gibi devam etmektedir ki evlerin çoğu bahçelidir ve içerisinde komşuları ile iletişim kurmaları için küçük kapıcıklar bulunmaktadır. Düğünlerde kadın erkek ayrı yerlerde düğün yapmaktadırlar.

Kent içerisinde perşembe günleri kadınlar pazarı kuruluyormuş. İlçe çevresinde 120 köy 250 cami bulunup bu camiler gurbette yaşayanların gönderdiği paralarla inşa edilmektedir. Şehirde insanlar lakapları ile tanınırmış ve akrabalar arasında kesinlikle kız alıp verilmezmiş. Kentin ortasında geçen Pena Nehri üzerine Osmanlı Devleti tarafından  dört adet köprü inşa edilmiştir. Günümüze kadar sadece Alaca Camisinin aşağısındaki Top Köprüsü gelebilmiştir. Tarih ve kültür zengini  bu şehri gezmeye ilk önce Alaca Cami’inden başlamanızı tavsiye ediyorum.

Alaca Camii ( Шарена Џамија Šarena Đamija):

Caminin mimarı Hüve’l Baki Üsküp Fatihi Paşa Oğlu İshak Bey’dir. Camiyi Recep Paşanın kızları Hurşide ve Menşure kendi mal varlıkları ile inşa ettirmişlerdir. Caminin boyasının içine 50.000 yumurtanın sarısı ilave edilmiştir. Bu Cami sanatsal ve mimari değerlere sahiptir. Duvarlarında ve iç kesimlerinde ilk defa peyzaj süslemelerine yer verilmiştir. Orta kubbenin üzerine dünya üzerinde bulunan çeşitli camilerin resimleri çizilmiştir. Cami içinde bulunan şadırvanın yanında Hurşide hanımın kabri bulunmaktadır. Kalkandelen (Tetovo)’ ya gelip bu camiyi görmeden dönmemenizi belirtmek isterim.

Türk Hamamı (турска бања ):

Alaca Camisinin sol tarafında Pena Nehrinin kenarında yapılmıştır. Beş asırlık bir tarihe tanıklık eden bu hamamda ilk defa maden suyu ve sıcak kaplıca suyu bir arada kullanılmıştır. Başbakanlığa bağlı (TİKA) tarafından restore edilmiş olup günümüzde sanat galerisi olarak kullanılmaktadır. Girişi ücretsizdir.

Türk Hamamı

Harabati Baba Tekkesi ( Арабати Баба Теќе ):

1500 ‘lü yıllarda kurulmuştur. Osmanlı ordusu sefere gideceği zaman tekke içerisinde bulunan hanlarda konaklayıp dinlendikten sonra sefere devam ederlermiş. Girişinde Kalkandelenli İsmail amca tarafından asılan Osman Devleti arması, Türkiye bayrağı ve Arnavutluk bayrağı bulunmaktadır.

Tekke içinde bulunan mavi boyalı konağın ilginç bir hikayesi olduğunu anlattı Nasır bey ve şöyle devam etti: Dönemin Valisi Recep paşanın kızı verem hastalığına yakalanmış o zamanın ilim adamlarından bir tanesi bina inşa etmesini ama binanın üst tarafını ahşap yapmasını istemiş ve ahşabı çivit mavisi ile boyamasını istemiş çünkü kasabanın etrafında çivit mavisinin ham maddesi bol miktarda bulunuyormuş. Çivit mavisinin bir özelliği de güneş ışıklarını geçiren nadir boyalardan olmasıymış, çünkü güneş ışığı verem hastalığının en iyi ilacı olduğu için paşanın kızı altı ay sonra iyileşmiştir. Ayrıca bir kalem hikayesi varmış. Dinleyemedik; fakat bilen birini bulabilirseniz anlatmasını isteyebilirsiniz. Üsküp gezi rotası için burayı tıklayabilirsiniz.

Tekke günümüzde ise Osmanlı Devletinin mücadele ettiği amaçların dışında bir anlayışın, kendini derviş diye tanımlayan kişi ve bu insanları destekleyenlerin amaçlarının tarihi yerleri korumaktan ziyade kendi çıkarları ve fikirlerini kabullendirmek için kullandığını gözlemledim. Fırsat vermemek gerek. Bizlerin bu tarihi değerlere sahip çıkıp korumamız gerektiğine inanıyorum.

Baltepe Kalesi ( Tetovo Kalesi ) (тетовско кале, бал тепе):

Şehir merkezine 2 km uzaklıkta olup 1800 ‘lü yıllarda Recep Paşanın oğlu Abdurrahman Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kalkandelen ovasını tepeden gören Şar dağlarının yamacında stratejik açıdan çok önemli bir yerde yapılmıştır. Tepede bulunan geniş düz alan üzerine çifte duvarlı olarak inşa edilen ve Osmanlı döneminin en sağlam kalelerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kale içinden kasabaya ve Prizren yoluna ulaşan, at arabalarının geçebileceği genişlikte ve yükseklikte 4 km uzunluğunda tünel yapılmıştır.

Bu tünelin orta yerlerine ikişer adet tahliye tünelleri yapılmıştır. Kalenin içinde bulunan Cami yıkılmış neredeyse kaybolmuş diyebilirim, küçük bir kazı işlemi ile temellerine ulaşılarak yeniden inşa edilebilir. Kale savaştan sonra yıkılmış bunu fırsat gören Makedonya devleti kale içine bir kilise inşa etmiştir. İnşa edilen kilisenin amacı  kaledeki Osmanlı izlerini bir nevi silmektir.

Bu tutumun aslında yalan olduğunu Makedonya dahil bütün Avrupa bildiği için tapu ve kadastro arşivlerine girip araştırma yapmayı yasaklamışlardır böylece yabancıların (çoğunluğu Türkler olmak üzere) Makedonya topraklarında kültürel miras hakkı iddia etmelerinin önüne geçmeyi amaçlamışlardır. Kale için anlatılan çeşitli rivayetler  ise şöyledir: Türk ordusu Kaleden çekildikten sonra kale girişinde bulunan çeşmenin suyunun o gün kendiliğinden kesilmiş olduğudur. Ayrıca Dönemin Cumhurbaşkanı bir cuma günü gösteriş amaçlı olarak Baltepe Kalesini ziyaret etmek istemiş ama içeri giriş yapacağı zaman kalenin giriş duvarı çökmüş ve ziyaret gerçekleşmemiştir.

Kaplıca (Banya):

Kalkandelen’den 20 dk uzaklıkta bulunan sadece gezme ehillerinin  gittiği bir yerdir. Bu kaplıcaların en dikkat çeken özelliği sıcak su, maden suyu ve tatlı suyun yan yana kaynak şeklinde çıkmasıdır. Bilen birinin rehberliği olmadan gidemeyeceğiniz bir yerdedir. Kaynak sularının olduğu yer çeşitli zamanlarda ücretli yapılmaya çalışılmış ama suların kaynağı kesilmiş ve başka yerlerden çıkmıştır. Nedenini kimse bilmemektedir. Benim yorumum ise doğanın emperyalizme karşı duruşudur 🙂

Banya denilen bu bölgeye giderken yol üzerinde bulunan suların akması için yapılmış küçük köprüler göreceksiniz. Bu köprüleri yapan İsmail amcadır. Yol üzerinde karşılaşırsanız mutlaka sohbet edin ve şeker ikramını geri çevirmeyin ki size hatıralarını hoş sohbeti ile anlatsın. Yapmış olduğu küçük köprülere isim vermiştir: Biri Fatih Sultan Mehmet köprüsü diğeri de Yavuz Sultan Selim köprüsüdür.

Benim sizlere anlatacaklarım ve gezmenizi tavsiye edeceğim yerler buralardır. Yemek için bir yerde duramadığım için bir önerim olamayacak maalesef : (

Konuşulan her dilin üçüncü veya dördüncü kelimesinin Türkçe olduğu, tarihini tüm sadeliği ile koruyan örf ve adetlerine sıkı sıkı bağlı olan, Müslümanlığını ve Türklüğünü gururla söyleyen, Türk bayrağını görenlerin aşırı milliyetçi veya gayri Müslim olsalar dahi saygıda kusur etmediği, Türkiyeyi her şeyden çok seven cismen küçük ama manen büyük bir şehirdir, Kalkandelen.

Ülkemize biraz sitem ediyor Nasir bey ve İsmail amca, kutsal mücadelemiz de bizleri çok yalnız bırakıyor diye ama yine de ümitliler, en yaşlısından sokakta oynayan çocuğuna kadar… Bu yazımı Nasır bey ve İsmail amcaya yazdım. Çünkü bu yazdıklarım, onların dillerinden düşen, kalplerinden geçenlerdir. Sevgiye sağlıkla kalın en kısa zamanda sizleri ziyaret edeceğim.

Üsküp’ten, Kalkandelen (Tetovo) ‘e otogardan her saat başı otobüsler kalkıyor. bilet Ücreti olarak 110 Makedon Dinarı (8.50 TL 2 €) alıyorlar yaklaşık 1.5 saat süren bir yolculuk sonucunda ulaşıyorsunuz. Şimdiden keyifli yolculuklar dilerim.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

You may also like