Tiran – Arnavutluk (Albania)

By

İstanbul’dan, Pegasus Hava Yollarının Melis Uçağı ile başlayan macera dolu yolculuğumuz, Arnavutluk’un başkenti Tiran Havalananına inişim ile başlamış oldu. Saat olarak Türkiye’den geri olması ilk gün için bana zamandan tasarruf, gezmede cömertlik anlamında mükemmel bir katkı sağladı.

Osmanlı’nın 500 yıl hüküm sürdüğü bu şehir, İşkodra Valisi Süleyman Paşa tarafından imar edilerek bayındır hale getirilmiştir… Bu dönemde camiler, külliyeler ve şehrin elzem ihtiyaçlarını karşılamak üzere birçok mimari eser yapılmıştır. Günümüzde ise yazıktır ki ancak bir iki tanesi varlığını sürdürebilmektedir. Bunda, ülkenin çoğunluğunun Müslüman olmasına rağmen farklı ülkelerden gelen kültürel ve dini baskıların etkisi hala devam etmektedir.

En şiddetli kültürel ve dini yıkım ise Müslüman bir ailede doğmasına rağmen ilerde ülkesinin başına geçecek olan Enver Hoca tarafından yapılmıştır. Bu yıkım ve dezenformasyon ülkenin, Ateist ilk ülke olarak kayıtlara geçmesine neden olmuştur. Bu süreçte ülkede bulunan bütün ibadethaneler dini, milli ve de kültürel miras olmalarına bakılmaksızın gayrısız yerle yeksan edilmiştir.

Bu tarihi bilgilendirmeden sonra gezimize başlayalım. Öncelikli tavsiyem gezinize başlamadan paranızı mutlaka bulunduğunuz ülkenin para birimine çevirmeniz olacaktır.  Havalananından şehir merkezine 1 numaralı peronlardan her saat başı otobüs kalkıyor.  2 € karşılığında otobüslerden faydalanabilirsiniz. Rahatınıza düşkün iseniz taksiler ile pazarlık edip 15 – 20 € karşılığında merkeze ulaşabilirsiniz. Şehir içinde toplu taşıma araçlarını kullanmanızı tavsiye ederim. Otobüslerin içindeki görevlilerden bilet alıyorsunuz. 30 Lek ( 0.90 Kuruş ).

Şehrin merkezine geldiğinizde bütün ihtişamıyla İskender Bey meydanı sizleri karşılıyor. Bu ihtişamlı meydanda nereden bakarsanız bakın ilk olarak Osmanlı mimarisi Saat Kulesini ve Ethem Bey Camisini göreceksiniz. Osmanlı Devleti, gelenek olarak hüküm sürdüğü her yerde şehrin en önemli noktalarına Cami ve saat kulesi yaptırmış, çınar ağacı diktirmiştir. Günümüzde, yine üzülerek gördüm ki,  çok azı varlığını sürdürebilmektedir.

Tiran Valisi Ethem Bey tarafından 18. yüzyılda yapımına başlanan Cami ve saat kulesi mimari uyumluluk esası gözetilerek aynı taşlardan inşa edilmiştir. Otuz beş metre yüksekliğinde ve doksan basamaktan oluşan kule görülesi görkemli bir yapıttır.  Ethem Bey’in kaderidir ki bu nadide eserlerini göremeden vefat etmiştir. Bu iki eser oğulları tarafından bitirilmiştir.  Ethem Bey ve eşi Caminin girişine defnedilerek bir nevi vuslata erdirilmiştir. Şehrin gözdesi olan bu iki eser turistlerin ilgi odağı olduğundan fotoğraflarda da yerini almaktadır.

Caminin hemen karşısında Opera binasını ve Arnavutluk’un en büyük müzesi olan Ulusal Tarih Müzesi’ni ( Muzeu Historik Kombetar’ı) göreceksiniz. Müzenin girişindeki mozaikte bağımsızlığı sembolize eden bir dizi figür bulunmaktadır. Müze giriş biletleri 100 Lek (3 TL),  Öğrenci 60 Lek (1.80 TL)’dir. Tiran’da kesinlikle gezmeniz gereken bu müzede gördükleriniz Arnavutluk tarihinin ve kültürünün özeti mahiyetindedir. Ülke hakkında genel intibanızı oluşturmada ciddi katkı sağlayacaktır size.

Tarih müzesinden çıkınca İskender Bey heykelini göreceksiniz. Arnavutluk’un ulusal kahramanı olarak değer ve saygı gören bir şahsiyettir. Rivayetlere göre Osmanlı ordusunda sipahi olarak başlayan askeri hayatı, üst rütbelere kadar yükselmiştir. Niş muharebesinde  (Osmanlı – Macar Savaşı ) emrindeki Arnavut birliği ile savaş meydanından kaçarak başkaldırmıştır. Sahte bir ferman ile Kroya Kalesini alıp İslamiyet’i reddetmiş ve ölene kadar Osmanlı Devletine karşı savaşmıştır. Arnavutluk Bayrağında bulunan İki başlı kartal figürü İskender Bey döneminden günümüze kadar geldiği anlatılmaktadır.

Lezzetli yemeklerden sonra şehrin içinde yapay bir göl olan Parku i Madh yöneliyorum. Şehir merkezine otobüs ile beş duraklık mesafede. Parkın içinde hayvanat bahçesi, botanik bahçe bulunuyormuş. Ben akşamüzeri gittiğim için yetişemedim bir sonraki gezimde mutlaka uğrayacağım. Arnavut halkının şehrin stresinden kaçmak için uğradığı en büyük sosyal alandır.  Ayrıca göl kenarında bulunan kafeteryalarda oturup bulunduğunuz anın keyfini çıkarabileceğiniz, yeşillikler içinde bir park sizleri bekliyor olacaktır. Bir nevi şehre nefes aldıran bir mekân, geç kaldığıma hayıflandım doğrusu.

Parku i Madh için zamanı iyi ayarlayamayınca tarih müzesine yöneldim. Müzenin karşısında bando takımı, yerel sanatçıların konserleri ve halk dansları gösterileri oluyormuş. İyi bir tesadüf oldu. Denk gelirseniz izlemeden ayrılmayın eğlenceli gösteriler düzenliyorlar. Buradaki gezimizin sonuna yaklaşırken genel izlenimimiz: Tiran küçük bir şehir, ulaşım ucuz; insanlar sıcakkanlı, yardımsever; şehir merkezi ve tarihi yerler, yürüyerek gezebileceğiniz mesafede. Taksi kullandığınız zaman taksimetreyi açtırın yoksa biraz fazla ödemek zorunda kalıyorsunuz.

Tiran’dan kara yolu ile Ohrid Makedonya’ya gitmek için Pogradec minibüslerini kullanabilirsiniz yeşilliklerle ve yol üzerinde yuvarlak mevzi şeklinde toprağın içinde betondan yapılar göreceksiniz. Minibüste bulunanlara sorduğum zaman Korugan adı verilen sığınaklar olduğunu söylediler. Zamanın lideri Enver Hoca tarafından yaptırılmış. Anlatılanlara göre sağlamlığını yapan adamı içine koyup bombalayarak test etmiş adama bir şey olmayınca ülkenin geneline 600 ile 700 bin arasında yapılmasını emretmiş. iki saatlik süren yolculuk için 1.000 Lek ( 29 TL) verip sınıra kadar geliyorsunuz ve yeni bir ülke yeni bir maceraya merhaba diyorsunuz.

Keyifli ve lezzet dolu geziler dileriz.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

You may also like